
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
><channel><title>İhracat - Kamu Haberi</title><atom:link href="https://kamuhaberi.com/etiket/ihracat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" /><link></link><description>Memurlar ve Kamudan Haberler</description><lastBuildDate>Thu, 24 Apr 2025 21:40:44 +0000</lastBuildDate><language>tr</language><sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod><sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency><generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator><image><url>https://kamuhaberi.com/wp-content/uploads/2023/04/cropped-Favicon-32x32.png</url><title>İhracat - Kamu Haberi</title><link></link><width>32</width><height>32</height></image> <item><title>Global krizin Türkiye&#8217;ye yansıması başladı! Çin&#8217;den birinci teklif geldi</title><link>https://kamuhaberi.com/global-krizin-turkiyeye-yansimasi-basladi-cinden-birinci-teklif-geldi/</link><comments>https://kamuhaberi.com/global-krizin-turkiyeye-yansimasi-basladi-cinden-birinci-teklif-geldi/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[kamuhaberi]]></dc:creator><pubDate>Thu, 24 Apr 2025 21:40:44 +0000</pubDate><category><![CDATA[EKONOMİ]]></category><category><![CDATA[ABD]]></category><category><![CDATA[Çin]]></category><category><![CDATA[İhracat]]></category><category><![CDATA[Türk]]></category><category><![CDATA[Vergi]]></category><guid isPermaLink="false">https://kamuhaberi.com/?p=71842</guid><description><![CDATA[<p>Trump’ın tarifelerinin Türkiye’ye yansıması şimdiden başladı. Türk halıcılarına Çin’den işbirliği teklifi geldi. Kimyacılar haftaya Çin’e gidiyor, ABD’de de montaj tesisi kuracak. Mobilyacılar ay sonunda ABD’ye çıkarma yapacak.</p><p><a href="https://kamuhaberi.com/global-krizin-turkiyeye-yansimasi-basladi-cinden-birinci-teklif-geldi/">Global krizin Türkiye&#8217;ye yansıması başladı! Çin&#8217;den birinci teklif geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://kamuhaberi.com">Kamu Haberi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD&#8217;nin Çin&#8217;e yüzde 104, Hindistan, Vietnam, Bangladeş üzere ülkelere ise yüzde 50 olarak uyguladığı ek gümrük vergileri sonrası rota Türkiye&#8217;ye kırıldı. Çin, Hindistan, Bangladeş, Vietnam gibi ülkelerdeki firmalar gümrük duvarına alternatif oluşturmak ve ABD ile ticaretlerini sürdürmek için Türk üreticilerle görüşmelere başladı.</p><p>Bu kapsamda ilk haber ise halı sektöründen geldi. Vergi duvarını aşmak isteyen Çinli üreticiler Türk halı şirketlerinin kapısını çaldı. İstanbul ve Gaziantep&#8217;teki halı fabrikaları ile görüşen Çinliler Türkiye&#8217;ye yarı mamul getirip, burada kesme, etiket, paketleme işlemlerinin ardından &#8216;Made in Turkiye&#8217; etiketiyle ürünlerini ABD pazarına göndermek istiyor.</p><p><strong>TÜRKLER ÇIKARMA YAPACAK</strong></p><p>Bu süreci fırsata çevirmek isteyen Türk üreticiler de Çin ve ABD&#8217;ye çıkarma yapmaya hazırlanıyor. Dokumacılık, hazır giysi, mobilya, kimya ve hububat bölümünün oyuncuları Çin&#8217;deki firmaları ziyaret ederken ABD&#8217;de de fuarlara katılacak. Büyük bir fırsat kapısının açıldığını aktaran Türk firmalar, ABD&#8217;de lojistik ve montaj yatırımlarını artırmak için de düğmeye bastı. ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ın birinci periyodunda 100 milyar dolar ticaret amacı koyduğunu hatırlatan Türk şirketler, &#8220;İlk dönemde ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross ile karar alınmış ve ticaret hacmimiz artmaya başlamıştı. Şimdi rakibimiz olan ülkelere gelen gümrük vergileri bize ciddi bir fırsat kapısı araladı. Ticaret Bakanımız önümüzdeki ay ABD&#8217;ye gidecek. Gümrük vergilerinin sıfırlanması konusunda görüşülecek. Bu sağlanırsa 100 milyar doları da aşarız&#8221; diyor.</p><p><img decoding="async" src="https://kamuhaberi.com/wp-content/uploads/2025/04/global-krizin-turkiyeye-yansimasi-basladi-cinden-birinci-teklif-geldi-0-RfXRLnjP.jpg" /></p><p><strong>MONTAJ TESİSİ KURACAĞIZ</strong></p><p>İstanbul Kimyevi Hususlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği İdare Heyeti Lideri Adil Pelister: Dün Hintlilerle görüştük. Tarife savaşlarının devam edeceğini düşünüyorlar. Çinli, Hintli, Vietnamlı üzere Uzakdoğulu firmalar gümrük duvarına alternatif oluşturmak için Türkiye&#8217;deki firmalarla görüşme trafiğini hızlandıracak. Biz de haftaya Çin&#8217;e gideceğiz. Orada resmi makamlarla da görüşüp neler yapılabilir masaya yatıracağız. Ayrıyeten ABD&#8217;de yeni yatırımlar planlıyoruz. ABD&#8217;de montaj tesisi kurmayı hedefliyoruz. Burada yarı mamul üretip orada montajlayacağız. Tıpkı vakitte lojistik merkezlerimizin de sayısını artırmayı hedefliyoruz. Böylelikle ihracatımız da artacaktır.</p><p><strong>5 MİLYAR DOLARLIK EK İHRACAT</strong></p><p>Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Toygar Narbay: ABD&#8217;nin 1.2 trilyon dolar olan dış ticaret açığının yüzde 60&#8217;ına tekabül eden 722.25 milyar dolarlık kısmı Uzak Doğu ve Güney Asya&#8217;daki 14 ülkeden kaynaklanıyor. Bu ülkeler, ABD hazır giyim ithalatı için büyük önem taşıyor. Çünkü ABD, hazır giyim ithalatının yüzde 72&#8217;si bu 14 ülkeden yapıyor. Başta Çin ve Vietnam&#8217;dan yapılanlar olmak üzere ABD Uzak Doğu ve Güney Asya&#8217;dan ithalatı azaltmayı ve tedarik zincirini yine şekillendirmeyi hedefliyor. Bu da Türk hazır giysi sanayisi için büyük bir fırsat oluşturuyor. Kamu takviyeleriyle dalın rekabetçiliğini tekrar sağlayabilirsek hazır giysi bölümünde 5 milyar dolarlık ek ihracat yapabilir, istihdamı 145 bin kişi artırabiliriz.</p><p><strong>ABD İLE DEĞİŞ TOKUŞ YAPALIM</strong></p><p>İstanbul Hazır Giysi ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Lider Yardımcısı Mustafa Paşahan: Dokuma ve konfeksiyon dallarının toplamda yıllık 1.5 milyon ton pamuk gereksinimi var. Bunun yarısını kendi kaynaklarımızdan sağlıyoruz öbür yarısını ise ithalat yoluyla elde ediyoruz. İthal ettiğimiz 750 bin ton pamuğun ise yaklaşık 400 bin tonunu ABD&#8217;den alıyoruz. Biz bu pamuğu 2 dolara alıyoruz. Bunu işleyerek ABD&#8217;ye 16 dolara satma bahtımız var. Bunun için Ticaret Bakanlığı&#8217;na bir dosya sunduk. Biz ABD&#8217;den aldığımız pamuğu işleyip ABD&#8217;ye gönderelim. Yani change (değiş-tokuş) edelim. ABD bundan vergi almasın. Ticaret Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı&#8217;na mevzuyu belge olarak arz ettik. Şayet bu hayata geçerse hazır giyside tarihi bir rekor kırarız. 2024&#8217;te ABD&#8217;ye 856 milyon dolarlık hazır giysi ihracatı yaptık. Bunu rahatlıkla 10 milyar dolara yükseltebiliriz.</p><p><strong>KALİTE-FİYAT İSTİKRARIMIZ ÖNE ÇIKAR</strong></p><p>Türkiye İhracatçılar Meclisi Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Lideri Ahmet Tiryakioğlu: Hububatta ABD pazarının en büyük 6 ihracatçısından biri Türkiye. ABD&#8217;nin yeni gümrük politikası, AB&#8217;ye yüzde 20, Hindistan&#8217;a yüzde 26 gibi yüksek tarife uygularken Türkiye&#8217;nin göreli bir tarife avantajına sahip olması bu pazara olan ilgimizi artırdı. Amerikan tüketicisinin önemli bir fiyat hassasiyeti var. Araştırmalar, ithalata olan talebin esnek olduğunu yani fiyat avantajı olan ürünlerint alebinde süratli artış yaşandığını gösteriyor. Trump periyodunun getirdiği yeni maliyet dengelerinde, Türkiye&#8217;nin sunduğu kalite-fiyat dengesi, doğru stratejilerle desteklendiği sürece öne çıkar.</p><p><strong>MOBİLYACILAR AY SONU ABD&#8217;YE GİDİYOR</strong></p><p>Mobilya Dernekleri Federasyonu Başkanı Ahmet Güleç: ABD Lideri Donald Trump&#8217;ın ilk döneminde belirlenen 100 milyar dolarlık ticaret hedefi mobilya sektörüne çok ciddi katkı sağladı. ABD&#8217;ye mobilya ihracatımız çabucak her yıl artarak ilerledi. 2024&#8217;te bir önceki yıla göre yüzde 22 artışla 387.5 milyon dolarlık mobilya ihracatı yaptık. Son gelişmeler bu ülkeye yapacağımız ihracata daha da katlayacak. Şu anda Milano&#8217;da mobilya fuarındayız. Fuara katılan birçok ülkenin gündeminde bu gümrük vergileri var. Türkiye açısından avantajlı bir durum kelam konusu. İhracatımızı daha da artırmak için 26-30 Nisan 2025 tarihleri ortasında Kuzey Karolina&#8217;da düzenlenen High Point mobilya fuarına katılacağız. 18-20 Mayıs&#8217;ta da New York&#8217;ta düzenlenen Uluslararası Çağdaş Mobilya ve İç Mekan Tasarımı Fuarı&#8217;na çıkartma yapacağız. Buralarda yeni işbirlikleri geliştireceğimizi düşünüyoruz.</p><p><strong>HALIDA 100 MİLYON DOLAR KATKI</strong></p><p>İstanbul Halı İhracatçıları Birliği Lider Yardımcısı Uğur Uysal: Çin eserlerine zati yüzde 25 vergi getirilmişti. Bu nedenle Çinliler üretimlerini Vietnam ve Tayland&#8217;a kaydırmıştı. Yani vergiyi bypass ettiler. Trump&#8217;ın Vietnam ve Tayland&#8217;a da vergi koyması daha da önemliydi. Böylece Çinlilerin 3 ana üretim üssü vergiye tabi oldu. O nedenle Çin vergi duvarını aşmak için yeni yer arayışında. Çünkü yeni kararlar sonrası Çin&#8217;e uygulanacak vergi toplamı yüzde 79 oldu. Hal bu türlü olunca son 2-3 gündür Çinli şirketler Türk firmalarımızda görüşmelere başladı. Çinliler &#8220;Türkiye&#8217;ye yarı mamul gönderelim, siz son işlemleri yapın. Türkiye&#8217;den ABD&#8217;ye ihraç edelim&#8221; diyorlar. Eş vakitli Mısır&#8217;la da görüşüyorlar. Ancak Mısır&#8217;da orta ve üst segment eserleri işleyecek kapasite yok. O nedenle orta ve üst segment eserleri Türkiye üzerinden ihraç etmeyi planlıyorlar. Türk firmalarımızın görüşmeleri devam ediyor. Şayet bu hayata geçerse halı ihracatına bu yıl için ek 100 milyon dolarlık katkı sağlar. Lakin seneye bu çarpan tesiriyle 300-400 milyon dolara kadar çıkar. Şayet ABD gümrük vergisi konusunda geri adım atmazsa 2-3 yıl sonra üretim de Türkiye&#8217;ye kayabilir. Geçen yılın ilk üç ayında ABD&#8217;ye 192 milyon dolar halı ihraç ettik. Bu yıl tıpkı periyot 175 milyon dolara düştü. Lakin son gelişmeler halı ihracatımızı artıracağımızın da işareti. Geçen yılki ihracatımızı yüzde 10 aşabiliriz.</p><div>KAYNAK: SABAH GAZETESİ</div><p><a href="https://kamuhaberi.com/global-krizin-turkiyeye-yansimasi-basladi-cinden-birinci-teklif-geldi/">Global krizin Türkiye&#8217;ye yansıması başladı! Çin&#8217;den birinci teklif geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://kamuhaberi.com">Kamu Haberi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://kamuhaberi.com/global-krizin-turkiyeye-yansimasi-basladi-cinden-birinci-teklif-geldi/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>TOGG&#8217;un sedan modeli ne zaman satışa çıkacak? Bakan Kacır tarih verdi</title><link>https://kamuhaberi.com/toggun-sedan-modeli-ne-zaman-satisa-cikacak-bakan-kacir-tarih-verdi/</link><comments>https://kamuhaberi.com/toggun-sedan-modeli-ne-zaman-satisa-cikacak-bakan-kacir-tarih-verdi/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[kamuhaberi]]></dc:creator><pubDate>Thu, 11 Jan 2024 22:24:41 +0000</pubDate><category><![CDATA[EKONOMİ]]></category><category><![CDATA[Destek]]></category><category><![CDATA[İhracat]]></category><category><![CDATA[Teknoloji]]></category><category><![CDATA[Türkiye]]></category><category><![CDATA[Yatırım]]></category><guid isPermaLink="false">https://kamuhaberi.com/?p=62965</guid><description><![CDATA[<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Togg'un sedan modelinin piyasaya çıkacağı tarih ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.</p><p><a href="https://kamuhaberi.com/toggun-sedan-modeli-ne-zaman-satisa-cikacak-bakan-kacir-tarih-verdi/">TOGG&#8217;un sedan modeli ne zaman satışa çıkacak? Bakan Kacır tarih verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://kamuhaberi.com">Kamu Haberi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye sanayisinin dünyanın bütün coğrafyalarına, bütün ülkelerine rekabetçi şekilde ihracat yapabilecek güçte olduğunu belirterek, “Özellikle son 5 yılda milli gelirimiz içerisinde hem toplam sanayinin hem imalat sanayinin payının yükseldiğini gözlemliyoruz. Tabii bizim için en gerek düşük, orta düşük, gerek orta yüksek, yüksek teknolojide 13 yıl boyunca pandemi dönemindeki 1-2 ay hariç neredeyse aralıksız bir yükseliş trendi var.” dedi.</p><p>Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Kacır, 2018’den bu yana özellikle yüksek teknolojide diğer teknoloji sınıflarından çok açık şekilde ayrışan bir yükseliş trendi olduğunu belirterek, “Bu da aslında son 22 yılda kurulmuş Ar-Ge ve inovasyon ekosisteminin ortaya çıkardığı en somut sonuçlardan biri. Yani elbette yüksek teknoloji ihracatında muazzam bir artış yakalamayı hedefliyoruz. Bizim için de en önemli parametrelerden biri, yüksek teknolojiyi dünyaya ne kadar ihraç ettiğimiz. Bugüne kadar yaptığımız Ar-Ge ve inovasyon yatırımları aslında yüksek teknolojide önemli ölçüde bir ithal ikame fırsatı da beraberinde getirdi ve nihayetinde yüksek teknoloji üretimi işte son 5 yılda artık görünür şekilde düşük teknolojili alanlardan ayrışarak ülkemizde daha hızlı büyümüş oldu.” dedi.</p><p><strong>TOGG SEDAN 2025’TE</strong></p><p>TOGG’un tanıttığı Sedan modeliyle ilgili açıklamalar yapan Bakan Kacır, “Ekim 2022’de Cumhuriyet Bayramımızda Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla ilk banttan iniş törenini gerçekleştirmiştik ve Mayıs 2023’ten itibaren Togg yollara çıkmayı başardı. Bir ön satış gerçekleştirdi Togg ve 177 bin talep aldı, ilk yıl 20 bin aracı teslim etmeyi hedeflediğini duyurdular, aslında ilk 8 ay demeliyiz, çünkü mayıs ayında başlamıştı teslimatlar ve yılsonu itibariyle 19 bin 589 araç yollara çıkmış oldu. Hem elektrikli araçlarda Togg pazar lideri oldu Türkiye’de, hem de ilk modeli olan T10X’in, yani C-SUV’nin kendi sınıfında lider olmasını sağladı. Hedef, 2025’te bu yeni modelin de satışa sunulması. Artık 2024’de C-SUV’nin satışları tabii üretim kapasitesinin artışıyla birlikte daha da artmış olacak. Bu yıl, geçen yılın 3 mislinden fazla Togg’un üretileceği öngörülüyor.” diye konuştu.</p><p><strong>YATIRIMLARA DESTEK</strong></p><p>KOSGEB eliyle KOBİ’lerin özellikle yatırım süreçlerinde desteklenmesi süreçlerini Bakanlık olarak yürütmeye devam ediyoruz. Verimlilik ve sürdürülebilirlik alanında yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm yatırımlarını desteklerken, bir yandan da özellikle son 3 yıldır başlattığımız uygulamalarla Türkiye’de teknoloji girişimciliğini finanse etmeye yönelik girişim sermayesi fonlarına ilişkin uygulamaları Bakanlık olarak sürdürüyoruz. Türkiye’nin tüm üretim envanteri, sanayi envanteri, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından tutuluyor. Türkiye’de tüm planlı sanayi bölgeleri, organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri ve sanayi sitelerinin kuruluş ve desteklenme süreçleri Bakanlığımızca sürdürülüyor.</p><p><strong>BÖLGESEL KALKINMA</strong></p><p>2018’den bu yana bölgesel kalkınma da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının görev alanına dahil edilmiş oldu. Böylelikle Türkiye’nin tüm coğrafyalarını kapsayan 26 kalkınma ajansı ve GAP-DOKAP-DAP ve KOP bölge kalkınma idareleri de Bakanlığımız koordinasyonunda çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. Bu yönüyle bakıldığında aslında Türkiye’de tüm yatırım, istihdam, üretim süreçlerinde çok geniş bir sorumluluğu olan bir Bakanlıktan bahsediyoruz Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı dediğimizde. Bütün bu görevlerin odağına biz milli teknoloji hamlesini koyduk, çünkü Türkiye’nin ancak kritik teknolojilerde tam bağımsızlığını tahkim ederek, yüksek teknoloji üreterek ve rekabetçi şekilde dünyaya ihraç ederek kalkınma hedeflerine ulaşabileceğine inanıyoruz. Ve bütün bu çalışmaları milli teknoloji hamlesinin aslında tamamlayıcı unsurları olarak değerlendiriyoruz.</p><p><strong>AR-GE VE İNOVASYON EKOSİSTEMİ</strong></p><p>Türkiye’de son 22 yılda adeta sıfırdan bir araştırma-geliştirme ve inovasyon ekosistemi inşa ettik. Bugün 1600’den fazla ar-ge ve tasarım merkezi var. Bu ar-ge ve tasarım merkezleri bugüne dek 70 binden fazla ar-ge projesi tamamladılar. Şu anda 17 bin 500’den fazla ar-ge projesini sürdürüyorlar ve bütün bu özel sektör ar-ge ve tasarım merkezleri Bakanlığımızca destekleniyor. Hem doğrudan bu ar-ge ve tasarım merkezlerini bünyesinde bulunduran şirketler hem de ar-ge ve tasarım faaliyetlerine katılan insan kaynağı Bakanlığımızın desteklerinden yararlanıyor.</p><p><strong>TEKNOPARK SAYISINDA ARTIŞ</strong></p><p>22 yıl önce sayısı sadece iki olan teknoparkları bugün 60’dan fazla şehrimizde 101’e yükselttik. Ve 101 teknoparkımızda bugün 10 binden fazla teknoloji girişimi yine araştırma-geliştirme çalışmalarını sürdürüyor ve bunlar 55 binden fazla Ar-Ge projesini bugüne dek Bakanlığımız desteğiyle tamamladılar ve hali hazırda eş zamanlı olarak bu 10 bin teknoloji girişiminde 15 binden fazla araştırma-geliştirme projesi devam ediyor. Türkiye’nin bugün 272 bine ulaşan bir ar-ge insan kaynağı var. 7 milyar doların üzerinde yüksek teknoloji ihracatı yapan bir ülkeyiz. Ve Türkiye’de bugün hayallerini projelere, projelerini teknoloji girişimlerine dönüştürmek gayretinde olan gençlerin eş zamanlı olarak başvurabileceği 60’dan fazla kuluçka ve hızlandırma programı ar-ge ve inovasyon ekosistemi tarafından sunuluyor.</p><p><strong>MUAZZAM BİR SIÇRAMA</strong></p><p>Bu yönüyle baktığımızda son 22 yılda araştırma-geliştirme ve inovasyona dair bütün istatistiklerde muazzam bir sıçramaya şahit oluyoruz. Ar-ge harcamalarının milli gelirimizdeki payı binde 5’ler düzeyinden, yüzde 1,3 düzeyine yükseldi. Özel sektörün Ar-Ge harcamalarındaki payı yüzde 29 seviyesinden yüzde 61 seviyesine yükseldi. Bugün artık Türkiye’de araştırma-geliştirmenin lokomotifi Türk özel sektörü.</p><p><strong>BİLİMSEL YAYINLAR BÜYÜK İVMEYLE HIZLANDI</strong></p><p>Bilimsel yayınların sayısı da eş zamanlı olarak büyük bir ivmeyle hızlandı. 2006 yılında Türkiye’de yaklaşık 15 bin bilimsel yayın varken, 2022’de bu sayı 48500’ün üzerine çıktı. Dolayısıyla, aslında hem bilimsel üretimde hem araştırma-geliştirmede Türkiye muazzam bir kapasite artışına şahit oldu. Bu kapasite artışı fikri mülkiyet alanında kendini gösteriyor. 2002 yılında bütün Türkiye’de 1 yıl boyunca yapılan patent başvurusu sayısı sadece 414, yani yaklaşık günde bir patent başvurusu yapılıyordu bütün Türkiye’de. Ve geçtiğimiz yıl bu sayı 9 bine yakın olarak gerçekleşti. Yani 20 mislinin üzerine çıkmış bir fikri mülkiyet kapasitesinden bahsediyoruz.</p><p><strong>TASARIM BAŞVURULARI</strong></p><p>2022 yılında tasarım başvurularında Türkiye Çin’den sonra dünya ikincisi olmayı başardı. Yerli tasarım tescil sayısı 2002’de 14 binlerdeyken, 2023’e geldiğimizde 54 binin üzerine çıktı. Yerli marka başvurusu sayısı 2002’de 28 bin 500 iken 2023’e geldiğimizde 168 binin üzerine yükseldi. Coğrafi işaretleri de çok önemsiyoruz. 2002’de sadece 24 coğrafi işaret tescil başvurusu alıyorken, 2023’te 338 coğrafi işaret başvurusu aldık. Ve bugün Türkiye’nin Avrupa Birliğinde tescilli 18 coğrafi işareti var. Biz özellikle 2023’te coğrafi işaretli ürünlerimizin AB tesciline odaklandık. Avrupa Birliği tescilli coğrafi işaret sayımızı 4’ten 18’e çıkarmış olduk geçtiğimiz yıl. İnşallah önümüzdeki dönem de 40’tan fazla ürünümüzü yine Avrupa Birliğinde coğrafi işaret tesciline kavuşturmayı hedefliyoruz.</p><p><strong>İHRACATIMIZIN LOKOMOTİFİ: İMALAT SANAYİ</strong></p><p>Bugün ihracatımızın lokomotifi Türkiye’de imalat sanayi. Geçtiğimiz yıl 255,8 milyar dolar olarak, biliyorsunuz geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanımız 2023 ihracat rakamlarını kamuoyuyla paylaştı, 255,8 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik, bunun 240,4 milyar doları imalat sanayi ürünlerinden oluşuyor. Bu yönüyle imalat sanayinin Türkiye’nin hem ihracatına hem de büyümesine etkisi çok yüksek.</p><p><strong>İNSANSIZ HAVA ARAÇLARINDA DÜNYA BİRİNCİSİ</strong></p><p>Bugün Türkiye malumunuz insansız hava aracında dünya birincisi, ama beyaz eşya, ticari araç, güneş paneli, çimento gibi alanlarda Avrupa birincisi bunun yanında. Yine demir-çelik üretiminde Avrupa’nın en iddialı ülkelerinden biriyiz, seramik, sağlık gereçlerinde Avrupa’nın en iddialı üretim ülkelerinden biriyiz. Pek çok alanda Türkiye hem Avrupa’nın, hem dünyanın üretim üssü.</p><p><strong>OTOMOTİV SEKTÖRÜ BİRİNCİ OLDU</strong></p><p>Geçtiğimiz yıl ihracatta imalat sanayi sektörleri içerisinde otomotiv sektörü yine birinci oldu, 35 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik otomotiv sektöründe. Yine kimya sektöründe 30,5 milyar dolar ihracatı yakaladık. Bu sektörler önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin ihracatında öncü sektörler olmayı sürdürecek.</p><p><strong>ROTAMIZ; YATIRIM, İSTİHDAM, ÜRETİM VE İHRACAT</strong></p><p>Tabi bizim rotamız yatırım, istihdam, üretim ve ihracat. Bu alanlarda Bakanlık olarak kritik teknolojilerde tam bağımsızlık, katma değerli üretim, nitelikli istihdam ve yüksek teknoloji ihracatını ana ödevlerimiz olarak görüyoruz. Burada tabi temel sanayi politikamızdaki yaklaşımın önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Biz savuma sanayinde, büyük bir başarı hikayesine imza attık ve bu başarı hikayesinin en görünür sonuçları, sadece Türkiye’de değil bütün dünyada da dikkat çeken, dikkatle takip edilen sonuçları insansız hava araçları alanında oldu. Türkiye 20. yüzyılın bir havacılık ülkesi olmasa da 20. yüzyılda üretilen binlerce uçağın, helikopterin neredeyse hiçbirinin üreticisi olmasa da, 2000’li yıllarda vakitlice insansız hava aracı alanında girişimlerin, yatırımların önünün açılması sayesinde çok hızlı netice aldı ve dünyada bugün en fazla ülkeye insansız hava aracı ihracatı yapan, harp paradigmasını değiştirecek sonuçları alabilecek insansız hava araçlarını geliştiren ülke olmayı başardı. Bayraktar TB-2, Bayraktar TB-3, Akıncı, Kızılelma, Anka, Anka-2, Anka-3, Aksungur sadece son 10 yılda Türkiye’nin gökyüzüyle buluşturabildiği insansız hava araçları oldu. Bu yönüyle her biri birbirinden farklı fonksiyonel özelliklere sahip insansız hava araçlarını peşi sıra gökyüzüyle buluşturabilen dünyada ikinci bir ülkenin olmadığını da ifade etmeliyiz.</p><p><strong>TERÖRLE MÜCADELEDE İHA’LAR</strong></p><p>Bu başarıyı mümkün kılan şey, aslında Türkiye’nin bu alanda paradigma değişimine odaklanması oldu. Yani 20. yüzyılda başka ülkelerin insanlı havacılıkta kat ettikleri mesafeyi, onların izinden giderek, onların yaptıklarını tekrar etmeye çalışarak gerçekleştirme çabası içinde olmak yerine, Türkiye havacılıkta paradigma değişimini erken gören ve buna yönelik hazırlıklarını, yatırımlarını, girişimlerini harekete geçiren bir ülke olarak -tabi bunda terörle mücadelede özellikle insansız hava araçlarına duyulan ihtiyacın da gerçekten önemli bir payı var ve insansız hava araçlarında terörle mücadelede elde etiğimiz başarıyı da her birimiz çok iyi biliyoruz-, bu alanda böylelikle Türkiye dünyanın önüne geçmeyi başardı.</p><p><strong>SAVUNMA SANAYİ İHRACATI</strong></p><p>Bizim sanayi politikamızın temelinde de aslında bu yaklaşım yer alıyor ve yer almaya devam edecek. Bakın, savunma sanayinde 2002 yılında 250 milyon dolar düzeyine ihracat yaparken, geçtiğimiz yıl savunma sanayi ihracatımız 5,5 milyar dolar düzeyine yükseldi. Yine savunma ve havacılık ciromuzu 2002’de 1 milyar dolarken geçtiğimiz yıl 12 milyar doların üzerine yükselttik. Bugün savunma sanayi projelerin sayısı 850’ye erişti, bu sayı 20 yıl önce sadece 62’ydi. Yine savunma sanayindeki projelerin toplam sözleşme bedelleri 5,5 milyar düzeyinden 90 milyar dolar düzeyine yükseldi.</p><p><strong>YATIRIM TEŞVİKLERİ</strong></p><p>Türkiye’nin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak bu ülkede taş üstüne taş koyan, katma değer üreten, yatırım yapan, istihdam sağlayan, ihracat potansiyeli taşıyan bütün yatırımlara hiçbir ayrım gözetmeksizin destek olmaya gayret ediyoruz. Birazdan yatırım teşviklerindeki rakamları detaylı olarak da sizinle paylaşacağım. Ama sadece bir rakam ifade edeyim, geçtiğimiz yıl biz Türkiye’de 15 binden fazla yatırıma teşvik belgesi düzenlemişiz. Dolayısıyla bu yatırımlar arasında herhangi bir ayrım yapmamız, taraflı davranmamız elbette söz konusu değil.</p><p><strong>KRİTİK TEKNOLOJİLER</strong></p><p>Savunma sanayini de açıkçası Türkiye için en kritik alanlardan biri olarak görüyoruz, hem milli teknoloji hamlesinin odağında görüyoruz savunma sanayini, çünkü kritik teknolojilerde tam bağımsızlık dediğimizde öncelikle aslında savunma sanayi alanında bağımsızlığı sağlamamız gerektiğini düşünüyoruz. Biz savunma sanayinde bağımsızlığımızı tahkim edemeden bugünün dünyasında teknolojik bir bağımsızlıktan ve nihayetinde siyasi bir bağımsızlıktan elbette bahsedemeyiz. Dolayısıyla Türk savunma sanayinin gelişimi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak her zaman önceliğimiz oldu, olmaya da devam edecek. Ve bu alanda sadece Baykar’ı değil, yatırım gerçekleştiren tüm şirketleri bugüne dek çok güçlü şekilde destekledik. Aslında sunduğumuz desteklerden en asgari düzeyde istifade eden belki de Baykar olmuştur. Çünkü proje bazlı devlet destekleri kapsamında Türkiye’nin stratejik ve büyük ölçekli yatırımlarına çok geniş alanda destek ve teşvik sunma imkanına sahibiz, yatırım yeri tahsisinden sigorta primi desteklerine, vergi indiriminden enerji desteğine, faiz desteğine, nitelikli istihdam desteğine, gerek nakdi, gerek gayri nakdi pek çok desteği biz bugüne kadar proje bazlı devlet destekleri sistemimiz kapsamında Türkiye’de yatırım yapan yerli ve yabancı firmalara sunduk.</p><p><strong>BAYKAR’A HİÇBİR NAKDİ DESTEK SUNMADIK</strong></p><p>Baykar özelinde bir değerlendirme yapmak gerekirse, Baykar proje bazlı devlet desteklerindeki hiçbir nakdi destekten yararlanmayı talep etmedi, biz de Baykar’a hiçbir nakdi destek sunmadık. Yani Baykar’a sunduğumuz destekler vergi indirimlerinden Gümrük Vergisi, KDV ve Kurumlar Vergisi kolaylıklarından ve sigorta primi desteklerinden ibaret.</p><p><strong>15 BİNDEN FAZLA YATIRIM</strong></p><p>Bu arada sigorta primi desteklerinden de henüz şimdiye kadar henüz yararlanmamış Baykar. Yatırım yeri tahsisi sunmuşuz, ama Baykar yatırım yerlerini de yine kendi öz kaynaklarıyla satın almayı tercih etmiş. Bunun yanında, faiz desteği, nitelikli eleman desteği, enerji desteği gibi pek çok büyük ölçekli yatırıma sunduğumuz nakdi desteklerin hiçbirinden Baykar yararlanmamış, hiçbiri için de bir başvuru yapmamış.</p><p><strong>BÜTÜN YATIRIMLARA DESTEK VERİYORUZ</strong></p><p>Bu yönüyle bakıldığında aslıda devlet desteklerinden bu ölçekteki yatırımlar içinde en düşük düzeyde istifade eden bir yatırımdan ve bir firmadan bahsediyoruz. Ama biz elbette ki stratejik olduğunu değerlendirdiğimiz, katma değerli olduğunu değerlendirdiğimiz bütün yatırımlara, bir daha söylüyorum, destek veriyoruz, teşvik veriyoruz, önümüzdeki dönemde de bu destekleri, teşvikleri sunmaya devam edeceğiz. Bu firmaların arasında yabancı markalar var, yabancı sermayeli firmalar var, çok farklı sektörlerdeki firmalar var, otomotivden kimyaya pek çok farklı alanda desteklediğimiz firmalar var.</p><p><strong>KARALAMA KONUSU YAPILIYOR</strong></p><p>Bize enteresan gelen şu: Biz yerli firmaları da destekliyoruz, yabancı firmaları da destekliyoruz yeter ki Türkiye’de yatırım yapsınlar, istihdam oluştursunlar, üretim kapasitesini artırsınlar, Türkiye’nin ihracatını yükseltsinler istiyoruz. Ama genellikle yabancı firmalara sunduğumuz destekler karalama konusu yapılmıyor, bir milli markaya sunduğumuz destek karalama konusu yapılıyor. Biz bütün sektörlerde destekler sağlıyoruz, makine sektöründen kimya sektörüne, sağlık sektöründen otomotive pek çok sektörde biz destekler veriyoruz, ama ne hikmetse bu sektörlerin hiçbirine verdiğimiz destekler karalama konusu yapılmıyor, savunma sanayine verdiğimiz destekler karalama konusu yapılıyor. Bunu da kamuoyunun değerlendirmesine sunuyoruz.</p><p><strong>MİLLİ PROJELERİ KARALAMAK BUGÜNE KADAR KİMSEYE BİRŞEY KAZANDIRMADI</strong></p><p>Türkiye’de katma değer oluşturacağına inandığımız bütün çalışmaları desteklemeye, bütün yatırımları teşvik etmeye elbette devam edeceğiz. Ümit ediyorum ki, herkes de Türkiye’nin elde ettiği kazanımların daha fazla farkında olur. Milli projeleri, milli yatırımları karalamak bugüne dek kimseye hiçbir şey kazandırmadı, bundan sonra da kazandırmayacak. Bütün bu yatırımların ve milli projelerin Türkiye’ye kattığı değerin milletimiz farkındadır, dolayısıyla takdir de yüce milletimizindir.</p><p><strong>YENİ NESİL SANAYİ POLİTİKASI</strong></p><p>Biz tıpkı savunma sanayindeki gibi önümüzdeki dönemde tüm alanlarda benzer fırsat pencereleri olduğunu değerlendiriyoruz. Yani Türkiye yeni nesil sanayi politikasıyla sanayide dönüşüm alanlarına odaklanır, paradigma değişimini vakitlice yakalamayı başarırsa, aslında insansız hava araçlarında elde ettiğimiz başarı hikayesinin benzerlerini diğer alanlarda da gerçekleştirme imkanına sahip olacak diye değerlendiriyoruz. Bugün artık ulaşım dediğimizde aslında akıllı ulaşımdan bahsediyoruz, elektrikli araçlardan, otonom araçlardan, batarya teknolojilerinden bahsediyoruz. Hatta uçan akıllı mobiliteden bahsediyoruz, ki bu alanda da Türkiye’nin öncü ülkelerden biri olacağını değerlendiriyoruz.</p><p><strong>AKILLI TARIM PAZARI</strong></p><p>20 milyar doları geçmiş bir akıllı tarım pazarı var bugün dünyada ve Türkiye de Avrupa’nın en büyük tarım üreticisi olarak mutlaka tarımda akıllı tarım uygulamalarını yerli ve milli olarak geliştirmeli ve etkin, yaygın şekilde uygulamalı diye değerlendiriyoruz.</p><p><strong>BİYOTEKNOLOJİK İLAÇLAR</strong></p><p>Sağlık tarafında biyoteknolojik ilaçların payının giderek yükseldiğine şahit oluyoruz. Son 10 yılda biyoteknolojik ilaçların ilaç sektöründeki payı yüzde 50’lere yükseldi. Türkiye’de bugün 9 özel sektör firması biyoteknolojik ilaç üretim kabiliyetine sahip. Önümüzdeki dönemde tıpkı savunma sanayinde olduğu gibi eğer sağlık alanında da bir uzun dönemli planlamayı gerçekleştirebilir, kamu alım garantileriyle bu sektörün yerli ve milli ilaçlar ve tıbbı cihazlar geliştirmesini sağlayacak adımlar atabilirsek, ki atacağız inşallah bunları, sağlıkta da savunma sanayindeki gibi muazzam bir başarı hikayesini ortaya çıkaracağız.</p><p><strong>200 MİLYAR DOLAR</strong></p><p>Yine nadir hastalık ilaçlarının dünya pazarlarındaki payının 200 milyar dolara gelmekte olduğunu görüyoruz. Bu da bu alana da mutlaka önümüzdeki dönemde daha fazla eğilmemizi gerektiriyor.</p><p><strong>ROBOTİK TEKNOLOJİLER</strong></p><p>Üretimde robotik teknolojilerin akıllı üretim sistemlerinin giderek daha fazla kullanıldığı bir dünyadayız. Bugün artık dünyada rekabet ucuz iş gücüyle değil yüksek teknoloji, dijital dönüşüm sayesinde elde edilen yüksek verimlilikle sürdürülebiliyor. Dolayısıyla biz de mutlaka hem sanayimizin dijital dönüşümünü hızlandırmalı, akıllı üretim sistemlerinin Türk sanayinde daha yaygın kullanımını sağlamalı, ama mutlaka bu teknolojileri de yerli ve milli olarak geliştirmeyi başarabilmeliyiz. Bugün dünyada 10 bin çalışan başına 140 endüstriyel robot kullanılıyor, fakat bu bazı ülkelerde 10 bin çalışana bin endüstriyel robot seviyesine kadar yükselmiş durumda. Dolayısıyla aslında sanayide verimlilik yarışı tümüyle otonom sistemlerde, akıllı sistemlerde. Bizim mutlaka akıllı üretim sistemleri konusunda sanayi altyapımızı hızla dönüştürmeyi, ama bu dönüşümü de yerli teknolojilerle gerçekleştirmeyi başarmamız lazım.</p><p><strong>TEKNOLOJİ ODAKLI SANAYİ HAMLESİ</strong></p><p>Önümüzdeki dönemde teknoloji odaklı sanayi hamlesi programını gerçekleştirmeyi sürdüreceğiz. Bu program Türkiye’nin cari açık meselesini kalıcı şekilde ortadan kaldırabileceğine inandığımız bir yatırım programı. Biz geçtiğimiz dönemde Türkiye’nin yüksek düzeyde ithal ettiği, yıllık ithalatı 60 milyar dolar düzeyinde olan ve yıllık dış ticaret açığımız 51 milyar dolar düzeyinde olan 919 ürünü ve yenilikçi teknoloji başlıklarını kamuoyuyla paylaştık ve yatırımcılarımıza çağrıda bulunduk, bu ürünlere ve bu ileri teknoloji başlıklarına yönelik araştırma-geliştirme ve yatırım projelerinizi bize getirirseniz, biz bu projelere stratejik yatırım teşvikleri sunacağız dedik.</p><p><strong>800’E YAKIN BAŞVURU</strong></p><p>Bu kapsamda 800’e yakın başvuru aldık, 185 projeyi hamle programı kapsamında destekleme kararı aldık. Bu projelerin toplam yatırım ve ar-ge büyülükleri 2,6 milyar dolar düzeyinde ve bu projeler tam kapasiteyle üretime geçtiğinde cari açığımızı yıllık 7 milyar doların üzerinde kapatma etkisi oluşturacak. Makine sektöründe, mobilite sektöründe, üretimde yapısal dönüşüm, sağlık ve kimya ürünleri, dijital dönüşüm başlıklarında bu 185 projenin hayata geçmesi Türk ekonomisinin hem cari açığı kapatacak şekilde önümüzdeki dönemde gelişimini sürdürmesini, hem de Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatını artırmasını beraberinde getirecek. Önümüzdeki dönemde de yine hamle programı kapsamında çağrılara çıkmaya devam edeceğiz.</p><p><strong>YERLİ ÜRETİM</strong></p><p>Bu programın bir özelliği şu: Çok titiz bir değerlendirme yapıyoruz, özellikle yatırımlarda ölçek ekonomisi oluşmasını çok önemsiyoruz. Çok kısa bir hatıramızı anlatayım. Türkiye’nin alanında en büyük şirketi yıllık 200 milyon dolar düzeyinde ithal ettiğimiz bir ürünü yerli olarak üretmek için bu programa başvurdu. Biz de projeyi değerlendirdik, gerçekten o ürünün yerlileşmesini çok kıymetli buluyorduk, o yüzden de o ürünü zaten öncelikli ürün listemize koymuştuk. Fakat projeyi değerlendirdiğimizde gördük ki, olması gerekenden çok daha küçük ölçekli planlanmış yatırım ve dünyadaki rakipleriyle mukayese ettiğimizde bir rekabet gücü elde etmesi kolay görünmüyor. Aslında çok da güçlü bir şirketimiz, kendilerine yatırım ölçeğini 4 misline çıkarmalarını teklif ettik, tam pandeminin 2-3 ay öncesinden bahsediyorum. Fakat kendileri bu teklifimizi kabul etmedi, bizim planımız bu dedi. Biz de kendilerine bu plan kapsamında yapacakları yatırımın rekabetçi ve sürdürülebilir olmayacağını söyledik ve başvuruyu reddettik. Muhtemelen bu şirket ilk kez herhangi bir başvurusu için ret almıştır. Üzülerek reddettik aslında, yani biz bu yatırımı arzu ediyorduk, ama ölçek konusunda el sıkışamadık. Çok değil, 6 ay sonra biz bir sonraki çağrımızda yine o ürüne yer verdik, çünkü o ürünün yerlileşmesini önemsiyoruz. Fakat bir şey olmuştu, bu dönemde pandemi başlamıştı ve küresel tedarik zincirlerinde güçlükler ortaya çıkmaya ve Türkiye gibi ülkelerin aslında pandemi sonrası dönemde yeni fırsatlar elde edeceğine ilişkin öngörüler yüksek sesle konuşulmaya başlanmıştı. Ve bu kez ikinci çağırımızda yine aynı şirket yine aynı ürün için başvuru yaptı, biz ilk başvurusunda kapasiteyi 4 misline çıkarmasını bekliyorduk, şirketin, fakat kendileri kabul etmemişti, bu kez 7 misli kapasiteyle bize geldiler, biz de memnuniyetle kendilerini destekledik ve o yatırım şimdi tamamlanmak üzere.</p><p><strong>UÇAN AKILLI MOBİLİTE ARAÇLARI</strong></p><p>Uçan akıllı mobilite dediğimizde de yapay zeka ve insansız hava aracı teknolojilerinin bir araya geldiği sistemlerden bahsediyoruz. Dünyada yüzden fazla bu konuda devam eden proje var. İddialı projelerin bazıları da Türkiye&#8217;de. Gerek BAYKAR tarafından yürütülen CEZERİ projesi, gerekse Bilişim Vadisi&#8217;nde yürütülen AirCar projesi bizce çok değerli. Türkiye&#8217;yi yine bu alanın öncü ülkelerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz. Teknoloji anlamında dünyadaki rakiplerimizin önünde olduğumuz bir alan bu. Ama bu tür teknolojilerin gelişimi için düzenlemeler de çok önemli. Yani bizim bir an evvel bu sistemlerin kullanımının yaygınlaşmasını sağlayacak regülasyonları tamamlamamız lazım. Hem afet bölgelerine, hem farklı iklim koşullarında erişimi zor coğrafyalara ilaç ve benzeri pek çok ürünün teslimatını kolaylaştıracak sistemlerden bahsediyoruz aslında.</p><p><strong>KAAN ÇOK YAKINDA UÇACAK</strong></p><p>Kaan bir insanlı uçak. Dolayısıyla buradaki güvenlik seviyesi insansız hava araçlarından daha ileri düzeyde. Bu anlamda hiçbir risk alınmak istenmiyor. Konulan hedefler, tarihler de ekiplerin canla başla çalışması konusunda elbette bir motivasyon kaynağı. Ben biliyorum ki TUSAŞ&#8217;ta canla başla çalışan, gecesini gündüzüne katan muazzam bir ekip var şu anda. Dolayısıyla inşallah kendileri uçuşa hazır olduklarını teyit ettikleri anda bu gerçekleşecek. Biraz daha dişimizi sıkalım. Geç olsun güç olmasın. Ama Kaan Türkiye&#8217;ye muazzam bir stratejik kabiliyet kazandıracak. Yeni nesil bir savaş uçağı olarak bir milli projeyi ortaya koymamız, göreceksiniz ki hemen bir iki sene içerisinde Türkiye&#8217;ye savunma sanayi ihracatına ilişkin yapılan yorumları ve değerlendirmeleri ters yüz edecek.</p><p><strong>MİLLİ SÜPERSONİK FÜZELER</strong></p><p>Halihazırda TÜBİTAK SAGE süpersonik füzeler için araştırma çalışmalarını yürütüyor. Ramjet Füzesi geliştirme projesi yürütüyor. Bu füzeleri şu anda geliştirme safhasındayız. Bunun dışında Roketsan&#8217;ın da benzer bir çalışması var</p><p>Milliyet</p><p><a href="https://kamuhaberi.com/toggun-sedan-modeli-ne-zaman-satisa-cikacak-bakan-kacir-tarih-verdi/">TOGG&#8217;un sedan modeli ne zaman satışa çıkacak? Bakan Kacır tarih verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://kamuhaberi.com">Kamu Haberi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://kamuhaberi.com/toggun-sedan-modeli-ne-zaman-satisa-cikacak-bakan-kacir-tarih-verdi/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Otomotiv üretimi yılın ilk çeyreğinde yüzde 21 arttı</title><link>https://kamuhaberi.com/otomotiv-uretimi-yilin-ilk-ceyreginde-yuzde-21-artti/</link><comments>https://kamuhaberi.com/otomotiv-uretimi-yilin-ilk-ceyreginde-yuzde-21-artti/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[kamuhaberi]]></dc:creator><pubDate>Mon, 17 Apr 2023 19:26:48 +0000</pubDate><category><![CDATA[EKONOMİ]]></category><category><![CDATA[Artarak]]></category><category><![CDATA[Artış]]></category><category><![CDATA[İhracat]]></category><category><![CDATA[Otomotiv]]></category><category><![CDATA[Üretimi]]></category><guid isPermaLink="false">https://kamuhaberi.com/?p=41174</guid><description><![CDATA[<p>Otomobil üretimi ise yüzde 34 arttı</p><p><a href="https://kamuhaberi.com/otomotiv-uretimi-yilin-ilk-ceyreginde-yuzde-21-artti/">Otomotiv üretimi yılın ilk çeyreğinde yüzde 21 arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://kamuhaberi.com">Kamu Haberi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bu yılın ilk çeyreğinde toplam otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21 artarak 366 bin 597, otomobil üretimi ise yüzde 34 artışla 222 bin 51 adede ulaştı.</p><p>Türkiye otomotiv sanayisine yön veren 13 üyesiyle sektörün çatı kuruluşu konumunda olan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), 2023 yılının ocak-mart dönemine ait üretim ve ihracat verilerini açıkladı.</p><p>Buna göre, yılın ilk çeyreğinde toplam otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21 artarak 366 bin 597 adede ulaştı. Otomobil üretimi ise yüzde 34 artarak 222 bin 51 seviyesinde gerçekleşti. Traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 382 bin 504 adedi gördü.</p><p><b>Kapasite kullanım oranlarında artış</b></p><p>Yılın ilk üç aylık döneminde ticari araç üretimi ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artış gösterdi. Bu dönemde, ağır ticari araç grubunda üretim yüzde 19 artarken, hafif ticari araç grubunda üretim yüzde 5’lik büyüme yaşandı. Otomotiv sanayisinin kapasite kullanım oranı yüzde 74 olarak gerçekleşti.</p><p>Araç grubu bazında kapasite kullanım oranları ise hafif araçlarda (otomobil + hafif ticari araç) yüzde 74, kamyon grubunda yüzde 90, otobüs-midibüs grubunda yüzde 43 ve traktörde yüzde 83 seviyesinde belirlendi.</p><p><b>İhracat yüzde 17 artarak 8,8 milyar dolara ulaştı</b></p><p>Yılın ilk üç aylık döneminde toplam otomotiv ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre adet bazında yüzde 13 artarak 253 bin 828 adet düzeyinde kaydedildi. Bu dönemde otomobil ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 26 artarken, ticari araç ihracatı yüzde 4 geriledi. Traktör ihracatı ise 2022 yılının aynı dönemine göre yüzde 11 artarak 5 bin 229 adet olarak gerçekleşti.</p><p><b>&#8220;İlk çeyreği son derece olumlu rakamlarla kapattık&#8221;</b></p><p>Açıklamada sonuçlara ilişkin değerlendirmesine yer verilen OSD Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, şunları kaydetti:</p><p><em>&#8220;İlk çeyreği son derece olumlu rakamlarla kapattık. Hem ihracat hem iç piyasa için bu böyle diyebiliriz. Her iki tarafta da oldukça kuvvetli sonuçlarımız var. Geçen seneye göre ilk 3 ayda üretimimiz yüzde 21 artışla 367 bin adetlik mertebeye ulaştı. Aynı paralelde kapasite kullanımında yüzde 63’ten yüzde 74&#8217;e çıktı. İhracat- iç piyasa ikisi beraber artış yönüne hareket ediyorlar. İhracatta da adetsel olarak yüzde 13&#8217;lük artışımız var. Tutarsal olarak da yüzde 17&#8217;lik bir artışla 8,8 milyar dolarlık ilk 3 aylık ihracat rakamlarını elde etmiş olduk.&#8221;</em></p><p>(AA)</p><p><a href="https://kamuhaberi.com/otomotiv-uretimi-yilin-ilk-ceyreginde-yuzde-21-artti/">Otomotiv üretimi yılın ilk çeyreğinde yüzde 21 arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://kamuhaberi.com">Kamu Haberi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://kamuhaberi.com/otomotiv-uretimi-yilin-ilk-ceyreginde-yuzde-21-artti/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Petrol üretimi artınca liste değişti: Türkiye 16. sıraya yükseldi</title><link>https://kamuhaberi.com/petrol-uretimi-artinca-liste-degisti-turkiye-16-siraya-yukseldi/</link><comments>https://kamuhaberi.com/petrol-uretimi-artinca-liste-degisti-turkiye-16-siraya-yukseldi/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[kamuhaberi]]></dc:creator><pubDate>Mon, 02 Jan 2023 11:54:00 +0000</pubDate><category><![CDATA[EKONOMİ]]></category><category><![CDATA[Firma]]></category><category><![CDATA[İhracat]]></category><category><![CDATA[Madeni Yağ]]></category><category><![CDATA[Yağ]]></category><category><![CDATA[Yerli]]></category><guid isPermaLink="false">https://kamuhaberi.com/?p=27859</guid><description><![CDATA[<p>Türkiye petrol ürünlerinde hızla ihracatını artırırken bir yandan da yerlileşiyor. Türkiye, madeni yağ sektöründe hem üretim hem de ihracatta dünyada 16. sıraya yükseldi. Madeni Yağ ve Petrol Ürünleri Sanayicileri Derneği Başkanı Tayfun Koçak, 'Rusya'ya uygulanan ambargodan dolayı Rusya'nın ihracat yaptığı ülkeler alternatif arayışına girdi. Bu ülkeler arasında Türkiye de var.' dedi.</p><p><a href="https://kamuhaberi.com/petrol-uretimi-artinca-liste-degisti-turkiye-16-siraya-yukseldi/">Petrol üretimi artınca liste değişti: Türkiye 16. sıraya yükseldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://kamuhaberi.com">Kamu Haberi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, petrole dayalı ürünlerde son yıllarda dünyadaki yerini hızla yukarıya taşıyor. TÜPRAŞ ve Socar gibi şirketler bugün ihracatta başı çekerken alt sektörlerde de Rusya&#8217;ya alternatif arayan ülkeler Türkiye&#8217;ye yönelmeye başladı. Öyle ki fazla bir geçmişi olmamasına rağmen madeni yağ sektöründe hızla başlayan yerlileşme sonucu Türkiye hem üretim hem de ihracatta dünyada 16. sıraya yükseldi. Petrol ürünleri ve madeni yağ sektöründe 2014 yılında sadece 14 yerli firmanın olduğunu anlatan Madeni Yağ ve Petrol Ürünleri Sanayicileri Derneği (MAPESAD) Başkanı Tayfun Koçak &#8220;Şu anda 130 firmanın büyük çoğunluğu yerli&#8221; dedi.</p><p>Akşam Gazetesi, Koçak&#8217;la petrol ürünleri ve madeni yağ sektörünü konuştu.</p><p><strong>■ Öncelikle derneğinizden kısaca bahseder misiniz?</strong></p><p>2004 yılında kurulduk. EPDK&#8217;nın kurulmasıyla birlikte çevre ve ÖTV mevzuatı gibi sektörümüzü ilgilendiren konularda ihtiyaç doğdu. 18 üyeyle kurulduk. Şu anda 26 üyemiz var. Bu alanda üretim yapan firmaların EPDK&#8217;dan lisans alma zorunluluğu var. Lisanslı 130 lisanslı üretici var.</p><p><strong>■ Sizin sektörde yerli-yabancı dağılımı nasıl?</strong></p><p>Yerli firmaların sayısı 2000&#8217;li yıllardan sonra arttı. O yıllarda yerli üretici firma sayısı 15 civarındayken bu sayı hızla arttı. Şu anda 130 firma var bunların 100&#8217;ü aşkını yerli. Yerli üreticiler dünyada üretilen birçok madeni yağı üretme kapasitesine sahipler. Aynı zamanda 150&#8217;den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz.</p><p><strong>■ Anlaşılan bu sektörde de yerlileşme son yıllarda arttı&#8230;</strong></p><p>Savunma sanayiindeki yerlileşme kapsamında biz de üzerimize düşeni yapıyoruz. İnsansız hava araçları, helikopter yağları, yeni üretilen silahların yağlarıyla ilgili tamamlanmış projelerimiz var. Ama aynı zamanda devam eden projeler de bulunuyor. Yurtiçinde bu yağları üretmek suretiyle cari denge üzerinde de olumlu bir etki yapıyoruz.</p><p><strong>■ Madeni yağda Türkiye&#8217;nin dünyadaki yeri nasıl?</strong></p><p>Hem üretim hem de ihracatta ilk 20&#8217;nin içindeyiz. 16. sıradayız. Madeni yağ sektöründe dünyada bir marka olmaya başladık. Uluslararası firmalara fason üretim yapan birçok firmamız var. Artık uçak yağını üretebilecek madeni yağ tesislerimiz var. Yani bizler madeni yağ konusunda ne Avrupa&#8217;nın, ne de Amerika&#8217;nın gerisindeyiz. Şu anda iyi bir konumda olduğumuzu söyleyebilirim.</p><p><strong>■ Geçtiğimiz yıl ne kadarlık bir ihracat artışı yakaladınız?</strong></p><p>Bulunduğumuz sektör mineral yakıtlar, madeni yağlar ve ürünleri ihracatı 2021 yılında 5.5 milyar dolar ihracat yaptı. Kasım sonunda bu rakam 8.5 milyar dolara çıktı. 2022&#8217;yi 9 milyar dolar ihracatla kapatırız. Bu yıl ise 12 milyar dolar hedefliyoruz. Kilogram ihracatımız ise 2 milyar dolar yaklaştı. Bu da sektör açısından sevindirici bir durum. Dünya kimya sektörünün büyüklüğü 3.25 trilyon dalar. Bunun 463 milyar dolarlık bölümü madeni yağ. Türkiye madeni yağ sektöründe ise son beş yıllık büyüme yaklaşık yüzde 188. Madeni yağda, kimya ihracatının üzerinde bir büyüme yakaladık. Kimyadaki büyüme yüzde 71.</p><p><strong>■ Kullanılan motor yağları veya diğer madeni yağlar bir süre sonra atık haline geliyor. Bu konuda nasıl bir süreç izleniyor.</strong></p><p>Madeni yağda oluşan atıkların toplanmasıyla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın mevzuatı var. Bu mevzuat gereği atık geri dönüşüm firmaları kuruldu. Bu firmalar da lisans almak zorunda. Bu alandaki firmaların sayısı da rafineri kalitesi de arttı. Şu an atık yağ işi yapan 22 firma var. Fakat Türkiye&#8217;de halen atık yağlardan üretilmiş yağlara karşı bir ön yargı var. Tüketici kalitesizmiş gibi görüyor. Oysa kalitesinde sorun yok. Avrupa ve Amerika&#8217;da bu tür yağların üzerine &#8216;atık yağlardan üretilmiştir&#8217; ibaresi konuluyor ve büyük ilgi görüyor. Zaten bizim atık yağ ya da geri dönüşüm yağ kullanımıyla ilgili kanuni bir zorunluluğumuz var. Satışı yaptığımız madeni yağda şu anda yüzde 8&#8217;i kadar kullanmak zorundayız.</p><p><strong>■ Kalifiye eleman sıkıntısı birçok sektörde var. Sizde durum nasıl?</strong></p><p>Bizde de özellikle gelişmiş bölgelerdeki üretici firmalar gerek kalifiye eleman, gerekse imalatta çalışacak işçi bulmakta zorluk çekiyor. Bununla ilgili ara eleman yetiştirmek üzere meslek liselerinde reform yapılması çok önemli. Meslek liseliye üniversiteye girerken kendi dalına ek puan verilmeli.</p><p><strong>■ Sektörün yatırım iştahı nasıl?</strong></p><p>Sektörün yatırım iştahı çok fazla. Ancak inşaat maliyetleri çok arttı. Devletin başlattığı yatırım kredileri var ama vade 2 yıl ödemesiz 10 yıla çıkarılırsa çok daha fazla firmanın yatırım yapacağını biliyoruz. Uzun vadeli kredi imkanları tanınmalı ki yatırımcı makine ve teçhizat alabilsin.</p><p><strong>KAMU VE ÖZEL SEKTÖR ORTAK YATIRIM YAPMALI</strong><br /><strong>■ Petrol ürünleri sektöründe ne gibi sorunlar var?</strong></p><p>Hammadde fiyatları önceki yıl başında 1700 dolar iken 1000 dolara kadar düştü. Bu sevindirici. Ancak katkı maddelerinin büyük bölümü hâlâ yurtdışından geliyor. Bunların Türkiye&#8217;de üretilmesi için özel sektör ve devlet işbirliği yapmalı. Çünkü büyük yatırımlar gerektiriyor. Ayrıca uçak yağı yapmak istedik ancak bu üretilen yağların kullanılabilmesi için Boeing gibi uçak üreticilerinden sertifi ka almak gerekiyor. Fakat ciddi yük getirdiği için aşama kaydedemedik. Bu süreci de devletin yardımıyla aşabiliriz.</p><p><strong>AMBARGO SONRASI TÜRKİYE&#8217;YE YÖNELDİLER</strong><br /><strong>■ Sektör olarak ağırlıklı ihracatınız nereye?</strong></p><p>Ortadoğu, Türki cumhuriyetler ve Afrika ülkeleri. Ancak hedefimize Güney Amerika ve Uzakdoğu pazarını da koyduk. Oralardan da talepler gelmeye başladı. Rusya&#8217;ya uygulanan ambargodan dolayı Rusya&#8217;nın ihracat yaptığı ülkeler alternatif arayışına girdi. Bu ülkeler arasında Türkiye de var. Ayrıca Rusya&#8217;ya da bu dönemde ihracatımız artıyor.</p><p><strong>YERLİDEN ALINAN KATKI PAYI YABANCIYA YOK</strong><br /><strong>■ Poşetteki gibi bu ürünlerde de katkı payı var mı?</strong></p><p>Aynen devlet geri kazanım katkı payı alıyor. Her sattığımız ürünün kilogramında 1.5 lira katkı payı veriyoruz. Ayrıca Türkiye&#8217;de madeni yağ üretimi yapan üreticiler EPDK&#8217;ya yaptıkları satıştan dolayı da bir katılım payı ödüyor. Aynı zamanda üretilen madeni yağlara TSE alma zorunluluğu var. Ancak bu yerli üretici için bir yük oluşturuyor. Oysa ithal edilen madeni yağlarda EPDK&#8217;ya katkı payı ödemesi ve TSE alma zorunluluğu yok.</p><p><strong>■ Bu haksız rekabet oluşturmaz mı?</strong></p><p>Aynen, haksız rekabet oluşturuyor. İhracatta biz 5 cent&#8217;in pazarlığını yaparken yerli-yabancı ayrımı yapılması bizleri üzüyor. İthal ürünlere de bu tür yükümlülükler getirilsin. Birçok ülke gümrük vergileri vs. ile yerli üreticisini koruyor.</p><p><a href="https://kamuhaberi.com/petrol-uretimi-artinca-liste-degisti-turkiye-16-siraya-yukseldi/">Petrol üretimi artınca liste değişti: Türkiye 16. sıraya yükseldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://kamuhaberi.com">Kamu Haberi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://kamuhaberi.com/petrol-uretimi-artinca-liste-degisti-turkiye-16-siraya-yukseldi/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item></channel></rss>